Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gizem Gökmen
Gizem Gökmen

Sınav ve Diploma Odaklı Eğitimle Çocuklarımızı Yabancılaştırdık mı?

Bugünlerde hangi eve misafir olsanız, konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Okul, sınavlar ve bitmek bilmeyen o “gelecek kaygısı”. Çocuklarımızın gözlerindeki o pırıltının yerini, test kitapları arasındaki yorgun bakışların aldığını fark etmemek imkansız. Peki, biz gerçekten çocuklarımızı eğitiyor muyuz, yoksa onları kendi doğalarına yabancılaştırıyor muyuz?

Aslında niyetimiz iyi. Onlar “altın bilezik” sahibi olsunlar, iyi bir diploma alsınlar ve hayatlarını kurtarsınlar istiyoruz. Ancak bu yolda öyle bir noktaya geldik ki, eğitim artık bir gelişim süreci değil, bir not yarışına dönüştü. Çocuklarımızı, sadece şıkları işaretlemeyi bilen, ama neden o şıkkı işaretlediğini sorgulamayan birer “ezber makinesine” dönüştürüyoruz.

Yetenekler mi, Test Skorları mı?

Her çocuğun kendine has bir rengi, bir tınısı vardır. Biri müthiş bir resim yeteneğine sahiptir, diğeri karmaşık mekanizmaları çözmeye bayılır; bir başkası ise insan ruhuna dokunan cümleler kurar. Ancak mevcut sistemde bu renklerin pek bir hükmü kalmadı. Matematikten kaç net çıkardığı, biyolojiden hangi notu aldığı, o çocuğun kim olduğunun önüne geçti.

Bu süreçte en büyük kaybımız, çocukların doğuştan gelen merak duygusu oluyor. Merak etmeyen, sadece sorulacağı kadarını öğrenen bir zihin, zamanla paslanır. Yetenekler ise işlenmedikçe körelir. Kendi potansiyelini keşfetmek yerine, bir başkasının belirlediği standart kalıplara girmeye çalışan çocuk, bir süre sonra aynadaki kendine bile yabancılaşmaya başlıyor.

Düşünmeyen, Sadece “Cevaplayan” Bir Nesil

Eğitimin temel amacı, bireye nasıl düşüneceğini öğretmektir. Oysa bugün çocuklarımıza daha çok “ne düşünecekleri” ve “nasıl cevaplayacakları” dikte ediliyor. Ezber sisteminin en büyük tuzağı budur: Bilgi, hayatın bir parçası değil, sınavdan sonra unutulacak bir yük gibi görülür.

  • Sorgulayan değil, kabul eden,
  •  Yaratıcı çözümler üreten değil, formüllere sığınan,
  •  Hayatın içindeki karmaşayı değil, testteki netliği arayan bir nesil yetişiyor.

 

Bu durum, sadece akademik bir sorun değil; aynı zamanda bir toplumsal karakter meselesidir. Kendine yabancılaşan, duygularını ve yeteneklerini sınav kağıtlarına feda eden bir gencin, yarın hayata karşı güçlü bir duruş sergilemesini beklemek ne kadar gerçekçi?

Diploma Bir Amaç Değil, Araç Olmalı

Diploma elbette değerlidir; ancak bir insanın kimliğini ve değerini belirleyen tek kriter haline geldiğinde, eğitimi asıl amacından saptırır. Bizim çocuklarımıza sadece bilgi yüklemeye değil, o bilgiyi nasıl kullanacaklarını, nasıl empati kuracaklarını ve en önemlisi kendileri olmayı öğretmeye ihtiyacımız var.

Eğitimi dört duvarın ve optik formların arasından çıkarıp, hayata dokunan bir renge dönüştürmediğimiz sürece, en parlak diplomalar bile çocuklarımızın içindeki o büyük boşluğu doldurmaya yetmeyecektir. Onları notlarla değil, hayalleriyle ve özgün fikirleriyle büyütmeliyiz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER