Adından söz ettirmeye 20.yüzyılın sonlarında başlayan yapay zekanın yararlarından bahsetmek gerekirse öncelikle, sanatçıların üretim süreçlerinde bir asistan rolü üstlendiği belirtilebilir. Böylece sanatçılar, otomatikleşen işleri yapay zeka ile yaparak yaratıcı eserler üretmeye odaklanabilir. Ayrıca, yapay zeka programlarına birçok komut girişi yapılarak üretilen geometrik desenler ve soyut görseller, sanatçılara ilham kaynağı olabilir. Bununla birlikte, sanal müze gibi uygulamalar ile sanatçıların eserlerinin geniş kitlelere ulaşması sağlanabilir. Bu şekilde, sanatseverlerden alınan geri dönüşler ile sosyal, kültürel ve ekonomik etkileşimlerde bulunarak gerçekleştirmeyi düşündüğü sergiler için yol haritasını belirleyebilir. Bazı eserleri onarma özelliğine sahip olan yapay zeka, zaman ve kaynak tasarrufu da sağlayabilir. Örneğin, film yapımı ve klipler kısa zamanda hazırlanarak yayınlanabilir.
Yapay zeka sanatçılarda olduğu gibi sanatseverler üzerinde de kültürel, sosyal ve ekonomik devinimler oluşturabilir. Kişilerin yapay zeka ile üretim sürecinde her ne kadar sonuç üzerinde kontrol sahibi olamasalar da ortaya çıkan ürün onların hayatını değiştirecek etki yaratabilir. Ayrıca sanal müze ve arttırılmış gerçeklik gibi uygulamalar ile bireyler, sanatın ne olduğunu ve nasıl üretildiğini sorgulamaya başlar. Bu felsefi sorgulamalar onlara yeni bir dünyanın kapılarını aralayabilir. Hatta bu tür uygulamalar, sanatla ilgilenmeyen kişilerin de ilgisini çekerek, o yönde ilerlemelerini sağlayabilir. Daha çok bireyin sanatla ilgilenmesi, sosyal ve ekonomik açıdan sinerji oluşturabilir.
Diğer taraftan, yapay zekanın internetten elde ettiği verileri toplayarak ürettiği eserlerin, duygu ve tecrübelerden yoksun olduğu belirtilir. Dolayısıyla yapay zeka üretimi eserler ile duygu ve deneyim içeren ürünlerin farkı ayırt edilebilir. Ayrıca, yapay zekanın üretim sürecinde yararlandığı verilerin, eserin sahibinin rızası alınmadan kullanıldığı öne sürülür. Bu durumda telif hakkı sorunu ortaya çıkıyor. Eserlerin telif hakları konusunda, yapay zekayı geliştiren şirketler ile onu kullanan kişilerin yasal çerçevede sorumluluk paylaşımında bulunulması gerektiği belirtiliyor, fakat üretilen eserlerin sahiplik durumu belirsizliğini korumaya devam ediyor. Çoğu sanatçı, eserlerinin yapay zeka tarafından kullanılırken, isimlerine atıf yapılması gerektiğini savunuyor. Telif hakkının yanı sıra ortaya çıkarılan eserler, kötü niyetle kullanılma riskini de doğuruyor. Örneğin, kişinin yüzü kullanılarak yasa dışı ürünlerin reklamının yapılması gibi. Bu sorunla ilgili gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Bununla birlikte, yapay zeka istihdam alanında da endişeler yaratıyor. Onun birçok işi yapabilmesi iş dünyasında ‘’İnsanların yerini makineler mi alıyor?’’ sorusunu akla getiriyor.
Halbuki yapay zeka, insanlar için sadece bir araçtır. Onun tarafından eserler ortaya koyulduğunda, son noktayı sanatçı koyar. Ayrıca sanatsanat.com sitesinde yer alan bilgilere göre, sanatçıların eserlerin yapay zekanın kullandığı veri setlerinden çıkarılmasını öngören Opt-out gibi düzenlemeler yapılması planlanıyor. Bu tür çalışmaların küresel çapta olması için gerekli olan düzenlenmelerin yapılması planlanıyor. Bununla birlikte iş dünyasında yapılacak düzenlemeler ile insanların sanat alanında istihdam sahalarına dahil edilmesi sağlanabilir.
Sanatın evrim sürecinde belirleyici bir unsur olan yapay zeka, sadece algoritmik bir süreç olmakla kalmıyor aynı zamanda farklı kültürlerden elde ettiği verileri sentezleyerek eserlerin global hale gelmesini sağlıyor. Sahip olduğu özellikler ile her ne kadar risk olarak değerlendirilse de küresel çapta düzenlenecek yasalar ile yaşamımızda aktif rol alması sağlanabilir.

YORUMLAR