Travma veya yoğun stres altında insanların kendisini ifade etmesinde bir asistan rolü üstlenen sanat terapisi, sorunların üstesinden gelinmesi noktasında destek olur. Resim, seramik, heykel ve müzik gibi araçların kullanıldığı sanat terapisi, kişinin duygu aktarımına ve yaratıcılığının ortaya çıkmasına öncü olur. Alanında uzmanlık eğitimi almış uzmanlar eşliğinde destekleyici tutumla gerçekleştirilen terapide, ortaya çıkarılan eserin niteliğinden ziyade üretim sürecindeki duygusal farkındalığa odaklanılır. Materyallerin bireyin yaşına ve ihtiyacına göre belirlendiği sanat terapisinde, duygusal ve zihinsel olarak rahatlayan kişilerin, kendilerini tanıması ve sevmesi ile özgüvenleri artar. Bununla birlikte, hafıza, akıl yürütme, duygusal dayanıklılık ve odaklanma yeteneklerinde de artış sağlanır. Böylece ilaç tedavisinin getirdiği finansal ve kimyasal yükten kurtularak bireylerin yaşam kalitesi arttırılabilir.
Sanat terapisi depresyon, kanser, anksiyete, otizm ve demansın yanı sıra uyuşturucu bağımlılığının tedavisinde de yaygın olarak kullanılır. Uzmanlara göre, tedavi sürecini zorlaştıracak kendini ifade etme isteksizliği ve savunma mekanizmaları vardır. Örneğin, inkar, küçümseme, entelektüel hale getirme, yer değiştirme ve rasyonalizasyon gibi. Uzmanlar bu noktada kişilerin bastırdığı duyguları ifade edebilmelerine ve onlarla yüzleşebilmelerine yardımcı olur. Özellikle de resim, seramik veya müzik gibi sanat dalları, sözel ifade konusunda sıkıntı çeken kişilerin kendisini ifade edebilmesini sağlar. Böylece kişiler, uzmanlar ile daha kolay iletişim kurarak birlikte çok yol kat edebilir. Ayrıca, tedavi için ilaç alımını azaltılarak daha doğal şekilde iyileşme süreci yaşanabilir. Örneğin, National Institutes of Health sitesinde yer alan bilgilere göre, geleneksel ilaç tedavi yönteminin kadınlar üzerinde, onların benzersiz psikososyal ve sosyal rolleri nedeniyle çok fazla etkili olamadığı belirtilir. Dolayısıyla, sanat terapisi bu durumda daha işlevsel olabilir.
Diğer taraftan, sanat terapisinin sonuçlarının kalıcılığı tartışılabilir. National Library of Medicine sitesinde yer alan bilgilere göre, tedavi gören bireylerin yüzde 85’inin tekrar uyuşturucu kullanmaya başladığı belirtiliyor. Gerek boşluk hissi ve aidiyet duygusu gerekse de tedaviden sonra rehabilitasyon eksikliği gibi çeşitli nedenlerden dolayı rahatsızlık nüks edebiliyor. Örneğin, uzun süre önce bir genç kız uyuşturucu kullanmayı bırakmış hatta emniyet müdürlüğünün uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili tiyatro oyunlarında rol almıştı. Fakat bir süre sonra o kızın uyuşturucu komasına girerek hayatını kaybettiği öğrenildi. Uzmanlar, sanat terapisini destekleyici tedaviler olması gerektiğini savunuyor, ancak sanat terapisinin ilaç tedavisi olmadan doğal şekilde uygulanması insanların yaşam kalitesini daha çok arttırabilir.
Sanat terapisinde kullanılan birçok materyal ile bireyler hem çevresi ile iletişim kurup hem de eğlenceli şekilde sıkıntıların üstesinden gelebilir. Fakat, sanat terapisi daha verimli ve kalıcı olacak şeklinde uygulanmalı ve tedavi gören bireylerin ilaç tedavisi gibi kimyasal yüklenmelerden kurtulması sağlanmalı. Böylece kişiler, hayatlarına daha doğal şartlarda ve mutlu şekilde devam edebilirler.

YORUMLAR