“En büyük istikrar istikrarsızlıktır.” Bu ifade ilk bakışta bir çelişki gibi görünse de, iktisat tarihine bakıldığında bu düşüncenin güçlü karşılıkları olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Özellikle 1970’li yıllarda dünya ekonomisini derinden sarsan stagflasyon olgusu, bu yaklaşımı somutlaştıran en çarpıcı örneklerden biridir.
Uzun yıllar boyunca ekonomi politikalarının temel referans noktası olan enflasyon–işsizlik dengesi, 1970 Petrol Krizi ile birlikte anlamını yitirmeye başladı. Arap Yarımadası’ndaki petrol ihracatçısı ülkelerin, ABD ve Avrupa’nın İsrail’e verdiği siyasi ve askerî destek nedeniyle petrolü bir yaptırım aracı olarak kullanmayı denediler. Bu yaptırım, enerjiye yüksek derecede bağımlı olan Batı ekonomileri açısından yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir kırılma yarattı.
Ortaya çıkan tablo klasik iktisadi kavramlarla açıklanamıyordu. Yüksek enflasyon ve artan işsizlik aynı anda yaşanıyor, Keynesyen talep yönlü politikalar bu duruma çözüm üretmekte yetersiz kalıyordu. Stagflasyon, yalnızca bir ekonomik kriz değil; aynı zamanda hâkim ekonomik düşünceye yöneltilmiş ciddi bir meydan okumaydı. Bu nedenle ülkeler krize yalnızca maddi olarak değil, zihinsel olarak da hazırlıksız yakalanmışlardı.
Ancak krizler her zaman aynı sonuçları doğurmaz. Bazı ülkeler için bu dönem bir duraklama anlamına gelirken, bazıları için dönüşümün başlangıcı olmuştur. Petrol ambargosunu uygulayan ülkelerin gözden kaçırdığı temel unsur, teknolojik gelişmenin hızıdır. Enerji arzındaki daralma, Batı dünyasını alternatif kaynaklara yönelmeye, enerji verimliliğini artırmaya ve ekonomik politikalarını yeniden şekillendirmeye zorladı.
Bu durum, yer altı kaynaklarına sonsuz bağımlılığın sürdürülebilir olmadığını gösterdi. Yeni teoriler, yeni üretim biçimleri ve yeni enerji politikaları bu zorunluluğun bir sonucu olarak ortaya çıktı. İstikrarsızlık, doğru okunduğunda ve yönetildiğinde, durağanlıktan çok daha öğretici ve ilerletici olabiliyordu.
Bugüne dönüp bakıldığında da küresel ekonomi, enerji ve jeopolitik ekseninde yaşanan dalgalanmalara bakıldığında da, 1970’li yılların bizlere öğrettikleri hâlâ yol gösterici niteliktedir. İstikrarın çoğu zaman alışkanlık, istikrarsızlığın ise değişim yarattığı gerçeği, iktisat tarihinde defalarca kendini tekrar etmiştir.

YORUMLAR