Kıt kaynaklarla ihtiyacımızı mı karşılıyoruz, yoksa statümüzü değiştirebilmek için mi kullanıyoruz? 2024 senesinden 2025’e geçerken yaklaşık %130 oranında kredi kartında artış olduğu görülmüştür. Lüks malların piyasasındaki artışa baktığımızda; Fortune Business Insights’ın 9 Mart’ta yayınlamış olduğu verilere göre, 2025 yılında lüks malların oluşturduğu piyasa büyüklüğünün 311,32 milyar ABD doları olduğu açıklanmıştır. Bu yıla bakıldığında ise piyasa büyüklüğünün artış göstererek 325,96 milyar ABD dolarına çıktığını görüyoruz. Lüks mallara olan talebin artış göstermesinin sebebi ne olabilir peki?
İlk akla gelen elbette ki kişinin kendini ispatlama çabasıdır. Çevresini değiştirebilmek için harcama biçimini değiştirmeye yönelenlerin ve başka daha birçok sebepten dolayı piyasa artışını net bir şekilde görmekteyiz. Popüler olan telefon markasının tanıtımı yapılan yeni modele sahip olabilmek için kuyruğa giren insanlar buna bir örnektir. Birçok kişinin sosyal mecralarda daha fazla dikkat çekebilmek, daha fazla ilgi odağı olabilmek için yaptıkları harcamaları her geçen gün daha fazla görmekteyiz. Bu durumu tersine nasıl döndürebiliriz ya da döndürebilme ihtimali var mı?
Kendimize sormamız gerekiyor bu sorunun cevabını alabilmek için. “Biz dönmek istiyor muyuz?” diye sorgulamak gerekiyor. Çünkü Veblen’in yıllar önce bahsetmiş olduğu “gösteriş tüketimi”, bu durumu en iyi şekilde tanımlamakta. Yapılan bu harcamalarla birlikte kredi kartı borçlarımız artıyor. Ekonomiyi insanı yaşatan canlı bir sistem olarak görüyorsak, tüketimi azaltarak üretime odaklanmalıyız. Farkına varmamız gereken büyük gerçekliğimiz ise, yapılan bu tüketimin bir kimlik inşası olmadığını anlamaktan geçiyor. Aksi takdirde 2034 yılına geldiğimizde, tahmini piyasa büyüklüğünün 470,69 milyar ABD doları olması beklenmektedir. Bu yüzden farkına varmamız gereken; ispatlamamız gereken herhangi bir durumun olmadığıdır. Yalnızca hayatımızı yaşayarak özgürlüğümüzü tekrardan kazanma vakti sizce de gelmedi mi?

YORUMLAR