Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ceren KURT
Ceren KURT

Doğa Acı Çekerse İnsan da Acı Çeker

Güneş aktiviteleri, volkanik faaliyetler ve okyanus akıntılarının yanı sıra insanların yaşamını sürdürürken gerçekleştirdiği tüketimler ve inşa ettiği yapıların doğayı ve toplumu etkilemesi kaçınılmazdır. Tüketim, inşaat ve ulaşım gibi eylemleri gerçekleştirirken ne yazık ki sonucunu düşünmüyoruz veya düşünmek istemiyoruz. Oysaki buzulların erimesi, depremler, hava olayları ve yer altı sularının azalması gibi doğanın verdiği tepkileri göz ardı edemeyiz. Örneğin geçtiğimiz günlerde Antalya’da şiddetli bir yağış gerçekleşerek birçok yerde sel ve taşkınlara sebep oldu. Antalya tarihinde yoğun yağmur akışları görüldü, ancak geçen hafta oldukça şiddetli gerçekleşti. Yağmurun yağması susuzluk ve çölleşmeyi engellemek adına olumlu olsa da aşırı şekilde yağması tarım alanları ve şehir merkezlerinde günlük yaşamın dengelerini bozarak felakete yol açabilir. Eğer önlem alınmazsa durum daha dramatik hale gelebilir. Sel felaketinin yanı sıra Hatay’da yaşanan depremi de unutmamak lazım. Bu tür doğa olayları acı verici can kayıplarına ek olarak özellikle gelir düzeyi düşük kişileri daha da olumsuz etkileyerek sosyal ve ekonomik açıdan mutsuzluğa sebep oluyor. Örneğin, zorunlu göçler, kişilerin fiziksel ve ruhsal sağlığı, ulaşım, eğitim, turizm ve hayvancılık şeklinde sıralanabilir.

Doğaya yaptıklarımızı alacağımız çeşitli önlemler ve gerçekleştireceğimiz aktiviteler ile telafi edebiliriz. Uzmanlara göre, iklim değişikliği öncelikle atmosfere salınan sera gazlarının artması ile oluşur. Fosil yakıtların yanması, ormanlık alanların azalması, sanayi faaliyetlerinin artışı karbondioksit (CO2), metan (CH4) ve azot oksit (N2O) gibi sera gazlarının ortaya çıkmasına yol açarak atmosferde sıcaklığın artmasına neden olur. Sıcaklık da buzulların erimesine ve onunla bağlantılı olarak depreme ve oldukça yüksek su dalgalarına sebep olabilir. Bu nedenle ülke yetkilileri atmosferi korumak adına birçok adım attı. Örneğin; fosil yakıtlardan yenilebilir enerjiye geçiş ve ormanları koruyarak ağaçlandırma gibi etkinlikler gerçekleştirdi. Alınan önlemlere ek olarak Kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı olarak adlandırılan COP31 düzenlenecek. İklimportal web sitesinde yer alan bilgilere göre, konferans kapsamında küresel sera gazı emisyonlarının azaltılması çalışmalarının yanı sıra ağırlıklı olarak yenilebilir enerji, dayanıklılık (altyapı) ve kayıp-hasar finansmanı üzerine görüşmeler yapılması planlanıyor. Ayrıca, küresel düzeyde eko sistemi korumayı hedefleyen Paris İklim Antlaşması’nın uygulanmasına yönelik stratejiler de şekillenerek netleşecek. Böylece küresel düzeyde karbon salınımını azaltma, iklim değişikliği ile mücadelede finansal yardım ve dayanışma, yenilebilir enerji yatırımlarına ağırlık verilebilir. Bununla birlikte düşük karbonlu teknolojilere yönelik yatırımlara yönelmek ve yeşil istihdamın artışına katkı sağlamak ekonomik açıdan da sinerji yaratabilir.

Doğa cömerttir, fakat yaptığımız faydalı ve zararlı eylemlerin sonuçlarını da mutlaka bize yansıtır. Doğaya zarar vermeden önce sonuçları göz önünde bulundurup çevremizi korumak adına çeşitli önlemler almamızda fayda vardır.

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER