İnsanlar Günümüzde Neden Değerlerine Sahip Çıkmayı Bıraktılar?
Eskiden bir insanın kimliği, sahip olduğu değerlerle ölçülürdü. Sözü senetti, duruşu teminattı, ayıbı vardı, edebi vardı. Bugün ise “değer” kelimesi, çoğu zaman bir nostalji sözcüğüne dönüştü; geçmişi hatırlatıyor ama bugünü şekillendirmiyor. Peki insanlar ne oldu da değerlerine bu kadar yabancılaştı?
Her şeyden önce hız çağında yaşıyoruz. Hız, düşünmeyi gereksiz; sabrı anlamsız; derinliği ise zahmetli kılıyor. Sosyal medya, insanlara anında görünür olmayı vaat ederken, uzun vadeli erdemleri önemsizleştiriyor. Bir sözün doğru olması değil, çok paylaşılması; bir davranışın ahlaklı olması değil, alkış alması kıymetli sayılıyor. Böyle bir zeminde değerler, yük gibi görülmeye başlanıyor.
Bir başka neden, başarı algısının değişmesi. Artık “nasıl başardığın” değil, “ne kadar kazandığın” soruluyor. Dürüstlük, vefa, merhamet gibi kavramlar; rekabetin acımasız dili karşısında zayıf kalıyor. İnsan, ayakta kalabilmek için önce vicdanından ödün veriyor; sonra da bunun adına “hayatın gerçeği” diyor. Oysa bu, gerçeğin değil, çöküşün adıdır.
Aile, okul ve toplum üçgeninde aktarılan değerler zinciri de ciddi biçimde kırılmış durumda. Aileler geçim telaşında, okullar sınav yarışında, toplum ise gündelik kavgaların içinde. Kimse çocuğa “iyi insan olmayı” sistemli biçimde anlatmıyor. Bilgi öğretiliyor ama bilgelik ihmal ediliyor. Sonra da empati kuramayan, sorumluluk almaktan kaçan, sadece kendini düşünen bireyler yetişiyor.
En tehlikelisi ise değerlerden vazgeçmenin normalleşmesi. Yalan “küçük bir strateji”, haksızlık “akıllılık”, vefasızlık “kişisel tercih” olarak sunuluyor. İnsan, yaptığı yanlışı savunacak cümleler buldukça, vicdanını susturmayı başarıyor. Susturulan her vicdan, toplumu biraz daha sessiz ama biraz daha çürük hâle getiriyor.
Oysa değerler, insanın yükü değil; omurgasıdır. Omurgasını kaybeden bir toplum ayakta duramaz. Belki de yeniden sormamız gereken soru şudur: Ne kazandık ama neyi kaybettik? Çünkü kaybettiğimiz şey yalnızca değerler değil; insan kalabilme ihtimalidir.

Çok güzel özetlemişsiniz yozlaşmayı. Bu değer ölçülerini taşıyan insanlarla etrafımızın sarılmasına da benim gibi belli yaşı aşmış insanlar şarıp kalıyoruz.
Üzücü gerçekliğimiz