Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Şerife TÜRK
Şerife TÜRK

ŞARKI MI, GÖZYAŞI MI?

“İster şarkı söyleyin, ister ağlayın;

yaşayacağınız hayatın süresi değişmeyecek.”

Bir Japon atasözü…

Sade, kısa ama insanın içine dokunan bir hakikat gibi duruyor.

Hayatın bize sunduğu zaman, ne sevinçle uzuyor ne de kederle kısalıyor. Takvim, bizim ruh hâlimize göre işlemiyor. Günler, biz güldüğümüzde hızlanmıyor; ağladığımızda da durmuyor. Ömür, kendi sessiz ritmiyle akıp gidiyor.

Öyleyse neden bu kadar yükleniyoruz kalbimize?

İnsan, çoğu zaman hayatı olduğu gibi değil, hissettiği gibi yaşıyor. Bir olayın kendisi değil, onun içimizde bıraktığı yankı belirliyor yaşadığımızı. Aynı gün içinde biri şarkı söylerken diğeri gözyaşına boğulabiliyor. Oysa gün aynı gün, zaman aynı zaman…

Demek ki mesele, hayatın bize ne verdiğinden çok, bizim onu nasıl karşıladığımızda gizli.

Kimi insanlar acıyı büyütür, dallandırır, budaklandırır. Her hatırada biraz daha derinleşir yaralar. Geçmişin gölgesinde bugünü karartırlar. Oysa bazıları vardır; acıyı inkâr etmez ama onunla yaşamayı öğrenir. Bir türkü tutturur içinden, kırık ama umutlu. Çünkü bilir ki ağlamak, zamanı durdurmaz; sadece ruhu ağırlaştırır.

Bu bir “mutlu ol” telkini değil elbette. Hayatın gerçeği acıdır, kayıptır, özlemdir. İnsan, bazen ağlamak zorundadır. Gözyaşı da insanın dilidir. Ama mesele, o gözyaşında kalıp kalmamaktır.

Çünkü ömür dediğimiz şey, bir bekleme odası değil.

Ne tam hazır olduğumuz bir an gelecek, ne de her şeyin yoluna girdiği kusursuz bir zaman… Hayat, eksikleriyle, kırıklarıyla, yarım kalmışlıklarıyla yaşanıyor. Ve biz, o eksik hâlimizle karar veriyoruz: Şarkı mı söyleyeceğiz, yoksa susup içimize mi çekileceğiz?

Belki de en büyük yanılgımız, hayatın bizi beklediğini sanmak.

Oysa hayat beklemez.

Ne kırgınlıklarımızı, ne küskünlüklerimizi, ne de ertelediğimiz sevinçleri…

Bu yüzden, bazen inadına bir türkü söylemek gerekir.

İçimizden gelmese bile…

Sesimiz titrese bile…

Çünkü o türkü, hayata tutunmanın en zarif hâlidir.

Ve belki de insan, en çok şunu anlamalıdır:

Ömrümüz değişmeyecekse, hissediş biçimimiz değişebilir.

Aynı hayatı, daha hafif bir kalple yaşamak mümkün.

Seçim bizim.

Şarkı da bizim, gözyaşı da…

YORUMLAR

3 adet yorum var

  1. Kaleminden dökülen herşey o kadar sıh ve güzel ki insanın okuduğunda göç ettiği yer mavimi beyaz mı turkuza mı bilinmez ama ruhuna şifa olduğu bir gerçek sevgiler 🌸❤️🤍

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER