Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Şerife TÜRK
Şerife TÜRK

Boğazımızda Kalan Zaman

Bazı cümleler vardır; söylenmez, söylenemez.

Boğazda düğüm olur, yutkunarak geçiştirilir.

İnsan susar, zaman konuşur.

Ve zaman hiçbirimizi beklemez.

Akıp giden günlerin arasında, suskunluklarımızı süsleyerek yaşarız. Sahte bir gülüş kondururuz yüzümüze, takvimde bir gün daha eksilirken. Kutlamalar yapılır; mumlar üflenir, pastalar kesilir ama içimizdeki karanlık odaya kimse girmez. Çünkü orası sessizdir, rahatsız edicidir ve filtresizdir.

Sosyal medya çağındayız.

Herkes bir şey söylüyor gibi, ama kimse gerçekten konuşmuyor.

Paylaşıyoruz; acıyı, öfkeyi, sevinci…

Ama hissetmeden.

Bir postla vicdanımızı avutuyor, bir hikâyeyle sorumluluğu başkasına bırakıyoruz. “Gördüm” diyoruz, “üzüldüm” diyoruz, “unutmadım” yazıyoruz. Sonra bir parmak hareketiyle başka bir hayata geçiyoruz.

Peki, bu kalabalık gerçekten huzurlu mu?

Yoksa sadece gürültülü mü?

Kabullenmek deniyor buna.

Oysa kabullenmek, susmak değildir.

Kabullenmek; gerçeği çıplak hâliyle görmek, gözünü kaçırmamaktır.

Biz çoğu zaman bunu değil, vazgeçişi seçiyoruz. Konuşmamayı, rahatsız etmemeyi, “boş ver”i… Çünkü konuşmak bedel ister. Konuşmak, yalnız kalmayı göze almaktır. Konuşmak, aynaya bakmaktır.

Sustumuz her şey içimizde büyür.

Söylenmeyen söz, bastırılan itiraz, ertelenen yüzleşme…

Sonra bir gün yorgunluk olur, bir gün öfke.

Ve toplum dediğimiz şey; konuşamayan bireylerin yan yana duruşuna dönüşür.

Gerçek huzur, sessizlikten doğmaz.

Huzur; kırılgan ama cesur cümlelerin içinden geçer.

Huzur; rahatsız edici sorular sorabilmeyi, cevabından korkmamayı gerektirir.

Çünkü bazı düğümler zamanla çözülmez.

Zaman, sadece üzerini tozla örter.

Belki de artık şu soruyu sormanın vakti gelmiştir:

Biz gerçekten kabullendik mi,

yoksa konuşmaktan mı vazgeçtik?

Ve belki de en büyük cesaret,

bir post daha paylaşmak değil,

boğazımızda kalan cümleyi sesli söylemektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER