Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Muhammed Murat
Muhammed Murat

Bilgi Çağı Aldatmacası Üzerine

Milenyum ile başlayan bilgi çağı aldatmacası büyük bir hızla devam ediyor. Söylentilere göre yeni dünya düzeninde artık bilmediğimiz hiçbir şey kalmayacaktı. Her türlü bilginin internet ortamında açık olacağı, insanların kolaylıkla bu bilgiler üzerine dünyalar inşa edebileceği belirtiliyordu. Haber kanalları bağırarak verdi bu gelişmeyi yıllar boyu. Her türlü bilgi için internet tek bir adres gibi gösterilmeye başlandı. Her insanın her şeyi bilebilmesi mümkün olduğundan artık yaşam çok daha kolay hale gelecekti.

İnternet giderek gelişirken akıllı telefonlar yerini yapay zeka sistemlerine bıraktı. Şu sıralar arzu ettiğiniz herhangi bir şeyi hemen anında sorabilir ve yanıtlarını öğrenebilirsiniz. Ancak hangi gerçekleri? Kimin gerçeklerini? Neye göre gerçeklikleri? İşte, burada tıkanıp kalıyoruz. Değişen bilgi çağı düzeninde artık bilginin ya da herhangi bir nesnenin gerçek olmadığını yeni yeni kavrıyoruz. Bir gerçeklik algısından bahsedebiliriz ya da vazgeçip hiçbir şeye gerçek dememeye başlayabiliriz.

Gerçeği Öğrenme Duygusu

Asırlar boyu devam edegelen insanlık tarihine ufacık bir bakış atsak bile karşımıza bilme isteği çıkar. Gerçeği öğrenme duygusu her insanın derinliklerinde gizlidir. Merak ve bir bakıma da öğrenme hevesi gibi kavramları peşi sıra dizebiliriz. Hz. Adem nesneleri kavrayıp merak etmeye başladığı gibi Hz. Musa da Allah’ın görünür olmasını isteyerek merak ettiğini açığa vurdu. Diğer peygamberlerin hemen hepsinde de güç ve diğer şeyleri bilme isteği hep vardı. Hal böyle olunca bilmeye çalışmak bir insan adeti olarak kitaplarda kendisine yer buldu.

Günümüze koşarak ya da uçarak gelirsek bilme isteği büyük yaralar alıyor. Ortada kalmayan bir gerçeklik düzeni oluştuğundan bunu gönül rahatlığıyla hep birlikte vurgulayalım. Belki çok önceleri de yine aynısı geçerliydi ve insanların bildiklerini zannettikleri her şey sadece kendi algılarıydı. Bunun böyle olabileceğine inanmak çok daha rahatlatıcı.

Çok basit konularda dahi hemen bir fikir ortaya çıkarır insan. Gerçeğe bakarak kendisine nasıl şeyleri ortaya çıkardığını hissederek bakış açısı geliştirir. Bu yüzden bazı insanlar sizin için zararlı gelirken bana çok şeker görünebilir. Bazı olayları algılar yüzünden bambaşka anlamlarla değerlendirmemiz söz konusu olabilir. Böyle düşündüğümüzde ortak bir gerçeklik yapısı iyice kırılmış olur.

Algı Yönetimi

Teknolojinin getirdiği bilgi çağı aldatmacası başlı başına bir algılar yönetimidir. Daha iyi bir şekilde insanların algılarını yönetebilirseniz istediklerinizi empoze etmeniz mümkün olur. Sıradan kalmamak adına mutlaka insanların inanabileceği düzlemde bunu sağlamalısınız. Basit bir somutlaştırma isterseniz kedileri gördüğünüz her yerde hemen incelemeye başlayın. Kendilerini çok masum, ufacık ve tatlı olarak tanıtmaları tamamen manipülasyon başarısıdır. Hiçbir zaman normal bir insanın bir kediye tekme atabileceğine inanmazsınız. Bu durum tekmeyi atabilecek insanın kalitesi ya da başarısı değil, kedinin tekme yiyebilecek duruma gelmeyeceğine dair olan inançtır.

Dijital mecra kanalları çok gelişti, herkes için mutlaka içerikler var diyebilirsiniz. Platformların fazlalaşması ya da inanılmaz güçlü teknolojik cihazların ortaya çıkmasıyla gerçeklik arasında bağ var mı? Gerçeklerin daha kolay ortaya çıkması gerekmez miydi? Aslında herkesin inanması ya da kabul etmesi gereken bazı gerçeklikleri bu dijital şeylerin göstermesini istemez miydik? Büyük bir kaosun içine düşen insanoğlu, gerçekleri herkesin kendi algılarına muhtaç hale getirdi. Bir anda yükselen linç kültürüyle neyin neden yapıldığını bilmeden insanların başına neler gelebiliyor? Birkaç hafta sonra hiçbir şey göründüğü gibi değil diyerek düzeltme girişimleri yapanlar olsa da iş işten geçiyor. Büyük bir kitlenin yanlış insanları sevmesi, desteklemesi ya da nefret etmesinde algılar başrolü oynuyor.

Algılar üzerine inşa edilen en güçlü destekleyici unsurun tarafgirlik olduğunu söylemeden geçemeyiz. Bir insanın düştüğü hataları en üst perdeden savunacak kitlelerin yaratılmasını tarafgir olma meselesi karşılıyor. Binlerce yıllık geçmişe sahip olan tarafgir olma halini bizler Roma savaşlarında, Osmanlı kavgalarında, Sezar ve Fransız İhtilali durumlarında yakından gördük. İslam savaşları içerisinde de yine tarafların bilgisiz şekilde birbirine girdiklerine tarih şahitlik etti. Tüm bunlar bizlere taraf olmaya çalışan insanların verecekleri zararı gösterirken gerçeklik bir hiç haline getirilir. Paha biçilemez bir nesnenin belki de hiçbir zaman var olmadığı gerçeğini bilebilmek mümkün mü?

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER