Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Muhammed Murat
Muhammed Murat

Adalet Kavramı Üzerine Platon Eleştirilerim

Hemen her dönemde tartışmaya açık olmasıyla bilinen adalet kavramı üzerine söylemler her geçen gün boşluğa biraz daha yaklaşır. Giderek bilinmezlik bizleri karşılamaya başlıyor gibisinden bir yorum yapmamız hiç de anlamsız olmayacaktır elbette. Fakat yine de içerik değeri açısından baktığımızda adil olmaya çalışmak bir insanlık belirtisidir. Bunu şüphesiz ki her kültürde söyleyenler olsa da bizler, Platon ve Aristo’nun dünyalarına birlikte bir yolculuğa çıkalım. Sokrates’ten geriye kalanlardan bir parça olan adalet üzerine neler olduğuna baktığımızda Platon, Devlet isimli eserinde bunu detaylıca anlatır.

Sokrates Mirası Adalet

Birey ve devlet ayrı ayrı olarak parçalar halinde bir bütünlük meydana getirir. Burada adil olabilecek seviyeye çıkması aslında bir uyumluluk ilişkisidir. Eğer parçaların uyumlu hareketini istiyorsak hem birey hem de devlet yapısında adalet bir kavram olarak karşımıza çıkar. Adil olma ise tam olarak doğru zamanda doğru kararları alabilme gücüdür. Kişinin doğru eylemleri gerçekleştirmesini adaletli olma şeklinde yorumlar Platon. Ancak şüphesiz ki her konuda olduğu gibi burada da olması gerekeni yapabilmenin çok kolay olduğuna dair inancı vardır. İnsanların neyi yapması gerektiğine dair bir şüpheli durum söz konusu değildir. Hemen herkesin aslında neyi, ne zaman yapacağına dair az ya da çok belli kalıpları vardır. Doğruyu bilme, doğruyu bulma ve yönelme açısından karar verme mekanizmaları gelişmiştir. Ancak burada eylemsel olarak doğruya yönelme eksikliği insanın en büyük düşmanıdır. Fikir olarak doğru ile yanlışın ayrımını ilk insandan başlayarak son insana kadar hepsi biliyor ve bilecektir, demenin sakıncası yoktur. Bunu yapabilme adına icraat ya da irade gücü konusunda adalet kavramına bakmamız daha doğru olacaktır.

At Arabasıyla Bilgelik Yüceltmesi

Platon’un Sokrates mirası Adalet üzerine yaptığı benzetme bir at arabası üzerinedir. Burada sürücüyü yönlendiren kişi olarak görmesi manidardır. Ona göre sürücü her zaman için akıldır ve toplumda adaleti sağlamak için bilgi şarttır. Bir kez daha Platon ve dolayısıyla Sokrat eleştirilerini yapmaya devam edebiliriz. Çünkü yine akıl, bilgi ve bilgelik üzerine aşırı kutsallaştırma hali kendisini belli eder. Bilginin ya da bilgiye sahip olan aklın ne kadar yüce hale getirilmesi biraz da kendilerine olan egoist düşkünlük müdür acaba? Bu konuyu tartışması gerekenlere bırakarak adaletin tesisi açısından bilgelik tek başına hiçbir anlam ifade etmez yorumumu iliştiriyorum tarih sayfalarına.

İlahi Emir Teorisi

Adalet bir anlamda yönetme sanatı ya da eylemler silsilesi olarak karşımıza çıkar. Bir etkinin tepkisel durumu üzerinden toplumun yönetimidir. Burada yer alan ilahi emir teorisi farklı sorular üzerine şekillenir. İlk olarak Platon, Tanrı emirlerini sıralar ve bunlara uyumlu olmanın öneminden bahseder. Bir insan öldürmenin adı cinayet olur ve bunu yapmanın büyük bir suç olduğunu belirtir. Sebebi ise doğrudan Tanrı tarafından yasaklanmış olmasıdır. Yani, günah olan bir eylemin yanlışlığı Tanrı’nın yasağı ile ilgili olmasına bakılarak anlaşılır. Burada karşımıza Tanrı’nın yasakladığı için mi kötüdür yoksa kötü olduğundan ötürü mü Tanrı, yasaklama getirmiştir tartışması çıkar. Eğer doğrudan Tanrı’nın yasaklaması bizim için sınırlandırma nedeni olursa burada keyfilik baş gösterir.

Kendisini Tanrı ilan eden insanın kolaylıkla herhangi bir eylemi yasaklaması söz konusu olur. Çünkü bunu kendisi istemiyor ya da tercih etmiyordur. Böyle bir durumda ahlaki bilgi üzerinden kavram karmaşaları baş gösterir. Doğrudan Tanrı, ahlaki eylemleri dizayn ediyorsa burada tüm anlatılar bir taşıyıcı halini alır. O zaman durumlara göre bir değişkenlik kendisini belirler. Nesnel anlamda global düzeyde ahlak tanımlaması yapabilmek ihtimal olmaktan çıkar. İnsanın davranışlarında adalet mekanizmasını sağlamanın kültürlere göre farklılaşması da belki bu yüzdendir.

Thrasymakhos Adaleti

Devlet aynı zamanda bir kavramlar üzerine farklı bakış açıları getirmesiyle değerlidir. Anlatılarda çokça bahsedilmese de Thrasymakhos üzerinden güçlü olmanın adaleti ne derece etkileyebileceğini anlayabiliriz. Eğer bir toplumda güçlüler yönünde dengesizlik baş gösterirse adalet tam anlamıyla ezilenlerin aleyhine şekillenir. Aynı davranışları yapmış olsa bile güçlü kişilerin karşılık almamaları bize tam anlamıyla despotizm kavramını gösterir. Herkesin kendi ailesini güçlü yöne taşıması, adaletli davranış göstermenin öğretilerini silah olarak kullanmalarıyla sonuçlanır. Eğer doğrudan yanlış kullanım durumlarından bahsedersek burada kurnaz liderler ya da işe yaramaz halk kavramları Platon’un bilgelikten uzaklığına işarettir. Kurnaz dediğimiz bilgisini adaletiyle değil de pragmatik açıdan kullanan kişiyi simgeler. Kurnaz kişi, bilgiden yoksun ya da akıldan geri değildir. Akıl ve bilgiyi birleştirip doğrudan kendi çıkarlarını üstün görme idealine ulaşmıştır. Bu nedenle adalet kavramı Platon’un Devlet eserinde ölümsüz hale getirdiği yüce bilgelik üzerinden anlaşılamaz.

 

YORUMLAR

Bir adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER