Sıradan Olma Hakkımı Geri İstiyorum: Neden Hepimiz Birer ‘Yıldız’ Olmak Zorundayız?
Son zamanlarda çevrenize bir bakın; kimse sadece “iyiyim” demiyor. Herkes ya “muhteşem bir proje üzerinde çalışıyor” ya “hayatının dönüşümünü yaşıyor” ya da “kendi sınırlarını zorluyor”. Artık sıradan bir pazartesi sabahına uyanmak, vasat bir maaşla geçinmek ve hafta sonu sadece dinlenmek sanki bir ayıp, bir başarısızlık belgesi gibi algılanıyor.
Sıradanlık, modern dünyanın yeni “vebası” ilan edildi.
Eskiden huzurlu, güvenli ve sakin bir hayat sürmek “başarı” sayılırdı. Akşam kapısını kapattığında huzuru bulan insan şanslıydı. Şimdi ise “viral” olamayan, LinkedIn’de alkışlanmayan veya Instagram’da imrenilmeyen her hayat, çöpe atılmış bir zaman dilimi olarak pazarlanıyor.
“Tutku” Denilen O Görünmez Kırbaç
Kişisel gelişim guruları ve sosyal medya ikonları her gün aynı şeyi fısıldıyor: “İçindeki devi uyandır!”, “Sıradan olma, fark yarat!”, “Kendi hikayeni yaz!” Peki ya ben sadece okumak istiyorsam? Yazmak değil, sadece okumak… Ya sadece izlemek, sadece yürümek, sadece durmak istiyorsam? Neden her hobi bir “yan gelire”, her yetenek bir “markaya” dönüşmek zorunda? Hobisini paraya dönüştürmeyenlerin “vizyonsuz” ilan edildiği bu çağda, ruhumuzu dinlendirecek hiçbir boşluk bırakmadılar bize.
Işıklar Altında Boğulanlar
Herkesin başrol olduğu bir filmde, figüran kalmadı. Ama gerçek şu ki; hepimiz star olursak, alkışlayacak kimse kalmayacak. Herkesin sahnede olduğu bir dünyada, sessizlik en lüks tüketim maddesi haline geldi. “Özel olma” zorunluluğu, bizi birbirimizin kopyası haline getirdi. Çünkü hepimiz aynı “farklı olma” formüllerini uyguluyoruz: Aynı tatil pozları, aynı motivasyon cümleleri, aynı “başarı” pozları…
Sıradanlığın İtibarı
Aslında sıradanlık, dünyanın en büyük sığınağıdır. Bir şeye “en iyi” olmak zorunda kalmadan bakabilmek, bir yemeği fotoğrafını çekmeden yiyebilmek, bir işi sadece görevini yapmak için dürüstçe bitirip eve dönmek… Bunlar aslında zihinsel özgürlüğün zirvesidir.Sıradan olmak, yetersiz olmak değildir. Sıradan olmak; başkalarının sizin için belirlediği “başarı” çıtasını reddedip, kendi küçük ve huzurlu bahçenize çekilme cesaretidir.Bugün kendinize bir iyilik yapın. Hiçbir şeyi “en iyi” yapmayın. Kimseyi etkilemeye çalışmayın. Sadece olun. Çünkü bu “yıldız olma” savaşında en büyük devrim; hiçbir ışık altında kalmadan, kendi karanlığında huzurla oturabilmektir.

YORUMLAR