Gürültünün İçindeki Sessiz Şarkı: Kendi Sesine Dönmek
“Bazen durup dururken, sanki bana ait olmayan bir hayatın provasını yapıyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum. Sizde de oluyor mu? Giydiğimiz kıyafetten kurduğumuz cümlelere, hatta sevdiğimiz şarkılara kadar her şey sanki bir yerlerden ‘doğru olan bu’ diye kulağımıza üflenmiş gibi. Dünyanın sesi o kadar yüksek çıkıyor ki, kendi içimizdeki o incecik, nazik sesin ne dediğini duymak için artık çok daha fazla sessizliğe ihtiyaç duyuyoruz.”
Zarif Bir Sorgulama
“Aslında kimseye benzemeye çalışmak kötü niyetli bir çaba değil; sadece kabul görmek, sevilmek, ‘ben de buradayım’ demek istiyoruz. Ama bu kalabalığa karışma isteği, yavaş yavaş en özgün yanlarımızı bir törpü gibi aşındırıyor. Bir bakıyoruz ki, herkesin beğendiği o manzaraya biz de hayran kalmışız ama aslında o sırada sadece yağmurun sesini dinlemek istiyormuşuz. Kendi sesimizi bulmak, masaya yumruğumuzu vurup ‘Ben buyum!’ demek zorunda değil. Belki de sadece, kalabalık ‘evet’ derken sessizce ‘hayır’ diyebilme nezaketini kendimize göstermektir.”
Toz Pembe Değil Ama Umutlu Bir Bakış
“Kendi sesini bulmak bir varış noktası değil, bir yolculuk. Belki bir hobide, belki yıllardır giymediğin o eski hırkada, belki de sadece kimse izlemiyorken mırıldandığın o şarkıda gizlidir o ses. Kendin olmaya çalışmak bir görev değil, kendine verdiğin bir hediye olmalı.”Hayat, başkalarının yazdığı bir senaryoyu ezberlemek için çok kısa. Bugün bir iyilik yap kendine; dışarıdaki tüm sesleri bir dakikalığına sustur ve içindeki o eski dostun, yani kendinin ne anlatmak istediğine kulak ver. İnan bana, söyleyeceği şeyler duymaya değer.”

YORUMLAR