Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Özlem Baysal
Özlem Baysal

Kitap mı Okuyoruz Yoksa Beğeni mi? Dijital Çağın Yeni Maskesi: Kitap Severlik”

Kütüphanelerimiz Doluyor, Zihinlerimiz Boşalıyor mu? Okumak mı, Tüketmek mi?

Geçen hafta bir sahafta eski kitapların kokusunu içime çekerken genç bir çiftin konuşmasına kulak misafiri oldum. Ellerindeki kitabın içeriğinden değil, kapağının renginden ve o gün giydikleri kıyafete ne kadar yakışacağından bahsediyorlardı. Kitap, bir yolculuk bileti olmaktan çıkmış; bir dekoratif objeye, bir sosyal medya aksesuarına dönüşmüştü. O an kendime şu soruyu sordum: Biz gerçekten okuyor muyuz, yoksa sadece “okuyor gibi” mi görünüyoruz?

Vitrinlerin Gölgesinde Kalan Sayfalar

Dijital bir çağda yaşıyoruz. Her şeyin hıza ve görselliğe dayalı olduğu bu çağda, kitaplar da nasibini aldı. Eskiden bir kitabın değeri, altı çizilen satırlarda ve o satırların bizde bıraktığı tortuda gizliydi. Şimdilerde ise bir kitabın değeri, kahve fincanıyla kurduğu estetik bağ ve Instagram’da aldığı beğeni sayısıyla ölçülür oldu .Buna “bilgi obezitesi” diyebiliriz. Sürekli yeni kitaplar alıyor, indirimleri takip ediyor, kütüphanelerimizi “okunacaklar” listeleriyle dolduruyoruz. Ancak o kitapların kapağını açıp sessizliğe gömülmeye gelince; telefonumuzdan gelen bir bildirim, kitabın dünyasından bizi saniyeler içinde koparıyor. Derinlemesine okumanın yerini, sayfalar arasında hızlıca göz gezdirdiğimiz bir “tüketim” pratiği aldı.

Odaklanma Yeteneğimizi mi Kaybediyoruz?

Neden artık 500 sayfalık bir romanın içinde kaybolamıyoruz? Çünkü sosyal medyanın 15 saniyelik videoları, beynimizin ödül mekanizmasını bozdu. Uzun, zahmetli ve sabır isteyen her şeyden kaçar olduk. Oysa okumak bir eylemdir; zihinsel bir çaba gerektirir. Bir yazarın zihnine misafir olmak, onunla tartışmak, karakterin acısıyla dertlenmek… Bunların hiçbiri “scrolling” (ekran kaydırma) hızıyla yapılabilecek şeyler değil .Kitapları tüketiyoruz çünkü onları birer statü göstergesi olarak görüyoruz. “Bu yıl şu kadar kitap bitirdim” demek, o kitapların bize ne kattığını anlatmaktan daha çekici geliyor. Rakamların peşinden koşarken, kelimelerin ruhunu ıskalıyoruz.

Yeniden “Okur” Olmak Mümkün mü?

Bu gidişatı tersine çevirmek bizim elimizde. Okumak, dış dünyaya kendimizi kanıtladığımız bir “gösteri” değil, iç dünyamıza yaptığımız sessiz bir yolculuk olmalı. Bir kitabı sadece kendimiz için, telefonumuzu uçak moduna alarak ve o anın tadını çıkararak okumayı yeniden öğrenmeliyiz. Belki de kütüphanemizdeki kitap sayısını değil, altını çizdiğimiz cümlelerin hayatımızdaki karşılığını saymaya başlamalıyız. Çünkü bir kitabı bitirdiğimizde değişen şey sosyal medya profilimiz değil, bakış açımız olmalı.

Unutmayalım; bir kitabı sadece satın almakla o bilgiye sahip olmayız. Kitaplar, ancak zihnimizde açıldığında gerçek anlamını bulur.

Siz en son hangi kitabı, kimseye gösterme gereği duymadan, sadece kendiniz için okudunuz?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER