Sessiz Vedaların Gölgesi: Neden Veda Etmeyi Unuttuk?
Son yıllarda modern ilişkilerin lügatine giren, kulağa havalı ama yaşandığında bir o kadar buruk bir kavram var: Ghosting. Türkçesiyle; birinin hayatından sessizce, hiçbir açıklama yapmadan, adeta bir hayalet gibi çekilip gitmek. Eskiden insanlar birbirinin yüzüne kapı kapatırdı, şimdiyse kapıyı aralık bırakıp evin arka penceresinden sessizce uzaklaşıyorlar.Peki, bizi bu “sessiz firarlara” iten şey gerçekten kalpsizlik mi, yoksa modern dünyanın üzerimize yüklediği duygusal bir yorgunluk mu?
“Kırmayayım” Derken Kaybolmak
Aslında çoğumuzun niyeti kötü değil. Birine “Seni artık istemiyorum” veya “Bu ilişki benim için bitti” demek, taşınması zor bir sorumluluk. Karşımızdakinin gözündeki o hayal kırıklığını görmemek, o ağır cümleyi kurup “kötü kişi” olmamak için ertelemeyi seçiyoruz. “Doğru zamanı bekleyeyim” derken geçen saatler günlere, günler ise geri dönülmesi imkansız bir sessizliğe dönüşüyor. Yani aslında veda edemeyişimiz, bazen bir nezaket arayışının içinde boğulmamızdan kaynaklanıyor.
Yüzleşmenin Bedeli Neden Bu Kadar Ağır?
Dijital çağda insan ilişkileri bir “bildirim” hızında yaşanıyor. Ekranın arkasındaki kişiyi kanlı canlı bir insan olarak değil, cevaplanması gereken bir mesaj kutusu gibi görmeye başladık. Yüz yüze bakarken söyleyemeyeceğimiz şeyleri mesajla söylüyor, mesajla söyleyemeyeceklerimizi ise sadece susarak halletmeye çalışıyoruz. Yüzleşmek artık “pahalı” bir eylem; çünkü zaman, enerji ve dürüstlük istiyor. Oysa telefonun ekranını kilitleyip her şeyi yok saymak bedava.
Duygusal Bir Tasarruf mu, Korkaklık mı?
Bunu toplumsal bir korkaklık olarak yaftalamak en kolayı. Ancak madalyonun diğer yüzünde, her şeye yetişmeye çalışan insanın yaşadığı “karar yorgunluğu” var. Her an birileriyle iletişimde olduğumuz bu çağda, her ayrılığın hakkını vererek veda edecek enerjiyi kendimizde bulamıyor olabiliriz. Sessiz kalmayı, kendimizi korumak için yaptığımız bir “duygusal tasarruf” olarak görüyoruz. .Veda etmek, aslında karşıdakine verilen bir değerden öte, yaşanan sürece duyulan saygının bir nişanesidir. Belki de mükemmel veda cümlesini aramaktan vazgeçmeliyiz. “Buraya kadarmış, her şey için teşekkürler” demek; karşı tarafı günlerce süren bir belirsizlik labirentinde bırakmaktan çok daha şefkatli bir yoldur.Çünkü bazen en sert gerçek, en yumuşak sessizlikten daha iyileştiricidir.

YORUMLAR