Kendin Olma Yolculuğu: Neden Bu Kadar Zor?
Son yıllarda her yerden aynı ses yükseliyor: “Kendin ol, dünyayı değiştir!” Kulağa ne kadar hoş, ne kadar özgürleştirici geliyor, değil mi? Ama sabah evden çıkıp kalabalığa karıştığımızda, o kadar da kolay olmadığını fark ediyoruz. Sanki görünmez bir el, bizi sürekli başkalarının çizdiği sınırlara doğru itiyor.Aslında sorun “kendimiz” olmamız değil; toplumun, bizim için hazırladığı o güvenli ama dar elbiselere sığmamızı beklemesi.Hepimiz sevilmek, onaylanmak ve “buradayım” demek istiyoruz. Bu en insani ihtiyacımız. Ancak bazen sevilme arzusu o kadar ağır basıyor ki, sırf ayıp olmasın diye sevmediğimiz bir şakaya gülüyor, sırf uyum sağlamak için aslında inanmadığımız fikirleri başımızla onaylıyoruz. Yavaş yavaş, sanki üzerimize bir tül perde çekiliyor; renklerimiz soluyor, sesimiz başkalarının sesine benzemeye başlıyor.
Peki, neden korkuyoruz kendimiz olmaktan?
Çünkü gerçekten kendin olmak, bazen “hayır” diyebilmenin o mahcup sessizliğini göze almaktır. Bir ortamda herkes aynı şeyi alkışlarken, sizin içinizden sadece susmak geliyorsa, o sessizlik dünyanın en gürültülü eylemine dönüşebilir. İşte o anlarda “Aykırı mı görünüyorum?” endişesi kalbimizi yoklar. Oysa aykırı olmak bir başkaldırı değil, sadece kendi ritmine sadık kalma çabasıdır.Belki de “kendin olmak” bir günde varılacak bir hedef değil, her gün küçük adımlarla yürünen bir yoldur. Bugün belki sadece gerçekten sevdiğin o renkli çorabı giyerek başlarsın, yarın ise gerçekten inandığın bir fikri sessizce savunarak…Toplum bize “bizim istediğimiz gibi biri olursan seni severiz” mesajını fısıldayabilir. Bu çok eski bir oyun. Ama unutmamalıyız ki; başkalarını memnun etmek için giydiğimiz o maskeler, bir süre sonra yüzümüze ağır gelmeye başlar. Gerçek bir bağ kurmanın yolu, önce kendi gerçeğimizle el sıkışmaktan geçiyor.Eğer bir gün birileri sizi “değiştin” diye eleştirirse, belki de bu sadece kendi merkezinize biraz daha yaklaştığınızın işaretidir. Kendiniz olduğunuzda salon belki biraz tenhalaşabilir, ama kalanlar sizi maskeleriniz için değil, kalbiniz için sevenler olacaktır. Ve o az ama öz kalabalığın verdiği huzur, binlerce sahte alkıştan çok daha kıymetlidir.Acele etme, sadece kendine biraz yer aç. Çünkü dünya, senin o özgün ve eksik ama gerçek haline ihtiyaç duyuyor.

YORUMLAR