Yedek Kulübesinden Sahaya Bakmak
“Yedek kulübesinde geçirdiğin her dakika, sahada senin adına başkalarının gol atmasına izin vermektir.”
Aslında kötü niyetli değiliz kendimize karşı; sadece biraz fazla temkinliyiz. Hayatın fırtınalarından korunmak için kendimize konforlu birer “B planı” yarattık. “Şartlar biraz daha düzelsin”, “Kendimi biraz daha hazır hissedeyim”, “Hele bir şu işler yoluna girsin” diyerek kendimizi bir bekleme salonuna hapsettik.
Ama farkında mısın? O “mükemmel an” hiçbir zaman gelmiyor. Biz kulübede en doğru zamanı beklerken, hayat tüm hızıyla akıp gidiyor. Başkaları hata yapıyor, düşüyor, kalkıyor, gol atıyor ya da kaçırıyor; ama en azından o tozun, toprağın içinde “yaşıyorlar”. Biz ise tertemiz formalarımızla kenarda oturup, kendi hayatımızın provasını yapıyoruz.
Yedek bir hayat yaşamak, aslında bir korunma içgüdüsüdür. İncinmekten, yanılmaktan veya “ya yapamazsam” düşüncesinden kaçmanın en kibar yoludur. Ancak unutmamalıyız ki; hayat bir seyirlik değil, bir katılım oyunudur. En büyük başarı gol atmak değil, o sahaya çıkma cesaretini göstermektir.
Eğer bugün o adımı atmazsan, yarın geriye dönüp baktığında “keşke”lerin ağırlığı, bugün korktuğun o risklerden çok daha ağır gelebilir. Sahaya çıkmak için mükemmel olmana gerek yok; sadece orada olmana ihtiyaç var.
Üzerindeki o ağır bekleme halini bir kenara bırak. Belki hemen gol atmayacaksın, belki biraz yorulacaksın ama en azından oyunun içinde olacaksın. Kendi hikayeni başkalarının yazmasına izin verme.
Çünkü bu senin maçın ve düdük hala çalmadı. Sahaya çıkmaya ne dersin?

YORUMLAR