Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Özlem Baysal
Özlem Baysal

Pürüzsüz Diz Kapakları, Sessiz Sokaklar”

Diz Kapaklarındaki O Pürüzsüz Sessizlik

Sokaklardan çocuk seslerinin çekilmesi, sadece bir gürültünün bitmesi değil; bir devrin sessizce veda etmesi gibi aslında. Eskiden annelerin balkonlardan yükselen “Hadi artık eve gel!” sesleri, akşam ezanıyla biten o bitmek bilmeyen oyun seansları… Hepsi yavaş yavaş birer hatıra fotoğrafına dönüştü.Şimdilerde sokaklar daha düzenli, siteler daha güvenli, parklar daha renkli belki. Ama bir şeyler eksik. O eksiklik, bir tablet ekranının parıltısında değil, bir ağacın dalına tutunurken duyulan o gerçek heyecanda saklıydı.

Neden Buraya Geldik?

Biliyoruz; dünya artık o eski, kapı önünde anahtar bırakılan dünya değil. Trafik daha yoğun, şehirler daha kalabalık, endişelerimiz daha derin. Ebeveynler olarak çocuklarımızı korumak istiyoruz. Onları dört duvar arasına, ekranların başına aslında biraz da “güvende olsunlar” diye biz bıraktık. Bu bir tercih değil, modern hayatın getirdiği bir mecburiyet gibi duruyor karşımızda.

Oysa Bir Diz Kanaması…

Hatırlayın, çocukken dizimiz kanadığında canımız yanardı ama o yara aslında hayata dair aldığımız ilk dersti. Düşmeyi, kalkmayı, yarayı üfleyip oyuna devam etmeyi sokakta öğrendik. Şimdiki çocukların dizleri pürüzsüz, pantolonları lekesiz. Ama ekranın o mavi ışığı altında, akranlarıyla “gerçekten” göz göze gelmenin, bir elmanın yarısını paylaşmanın, oyunun ortasında çıkan o tatlı kavgaları barışla sonlandırmanın tadını biraz eksik alıyorlar.

Küçük Adımlar Atabiliriz

Belki her gün sokağa salamayız onları, belki o eski mahalle kültürünü geri getiremeyiz. Ama pazar sabahları birlikte toprakla oynamak, bir parkın köşesinde tableti kenara bırakıp sadece bulutları izlemek ya da sokağın sesini dinlemek hala mümkün. Çocukluk, piksellerden daha fazlasını hak ediyor. Çünkü biliyoruz ki; en pahalı oyuncağın veremediği mutluluğu, bir arkadaşla paylaşılan o tozlu sokak macerası veriyordu.Çünkü bir çocuğun çocukluğu; ekranın soğuk camında değil, bir arkadaşın sıcak avucunda ve ayakkabısının içine kaçan o küçük taş parçasında saklıdır.”

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER