Hayat Biz Plan Yaparken Başımıza Gelenlerdir
Günaydın. Bugün telefonunuza gelen bildirimleri, cevaplanması gereken e-postaları ve “mutlaka bitmesi gereken” işler listesini bir kenara bırakın. Çünkü bugün, modern insanın en büyük hastalığından bahsetmek istiyorum: Yetişememe kaygısı. Hepimiz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Sabah trafiğine, toplantı saatine, indirimli satışlara, akşam yemeğine… Hatta bazen eğlenmeye bile yetişmeye çalışıyoruz. Öyle bir tempodayız ki, bir sonraki ana ulaşma arzusu, içinde bulunduğumuz anı bir “bekleme odasına” çeviriyor.
Varılacak Yer mi, Yolun Kendisi mi?
Bir kafede oturan iki arkadaşı düşünün. İkisi de telefonlarına gömülmüş, o an orada olmayan insanlara orada olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Yan yana ama fersah fersah uzaklar. Ya da bir konserde, sanatçıyı gözüyle değil, telefon ekranından izleyenleri… Sahnedeki o eşsiz enerji akıp giderken, bizler o anı dondurup gelecekteki takipçilerimize sunmanın derdindeyiz.
Durmanın Devrimsel Gücü
Eskiden “boş zaman” bir lükstü, şimdi ise bir suçluluk duygusu haline geldi. Hiçbir şey yapmadan bir bankta oturup geleni geçeni izlemek, gökyüzüne bakmak ya da sadece kahvenin kokusunu duymak “vakit kaybı” olarak kodlanıyor zihnimizde. Oysa ruhun bedene yetişmesi için bazen durması gerekir.“Hayat, siz başka planlar yapmakla meşgulken başınıza gelenlerdir.” — John Lennon Belki de en güzel fırsatları, o çok önemli randevularımıza yetişmeye çalışırken yanından geçip gittiğimiz sokaklarda kaçırıyoruz. En içten gülümsemeleri, ekrana bakmaktan görmediğimiz gözlerde bırakıyoruz.
Yarın Değil, Tam Şu An
Çoğumuzun en büyük hatası, huzuru “bir gün” ulaşılacak bir hedef sanmak. Oysa huzur bir varış noktası değil, yolun üzerindeki küçük mola yerleridir. Emekli olunca bahçeli bir evde bulacağınızı sandığınız o dinginlik, aslında şu an içtiğiniz çayın dumanında, yanınızdan geçen kedinin mırıltısında saklı. Biz geleceği inşa etmeye o kadar odaklandık ki, üzerine bina kurduğumuz “bugün” toprağının ayağımızın altından kayıp gittiğini fark etmedik.

YORUMLAR