Zaman Enflasyonu: 24 Saati Kim Çaldı? Zaman mı Hızlandı, Biz mi Yavaş Kaldık?
Eskiden bir pazar öğleden sonrasına koca bir dünya sığardı. Uzun uzun içilen çaylar, bitirilen kitaplar, derin sohbetler ve hatta “sıkılmaya” yetecek kadar geniş zamanlar vardı. Şimdilerde ise sabah kahvesinden başımızı kaldırdığımızda akşamın olduğunu fark ediyoruz. Saat aynı saat, takvim aynı takvim; ama sanki gizli bir el günün içinden birkaç saati sinsice çalıp götürüyor.Peki, ne oldu da zaman bu kadar “değersizleşti”? Neden artık hiçbir şeye yetişemiyoruz?
Dikkatimiz Parçalandı, Zaman Un ufak Oldu
Aslında zaman hızlanmadı; sadece bizim “dikkatimiz” bin parçaya bölündü. Eskiden bir işi yaparken sadece o işle meşgul olurduk. Şimdi ise bir rapor yazarken aynı anda üç gruba mesaj yazıyor, beş saniyelik videolar arasında kayboluyor ve bitmek bilmeyen bildirimlerin peşinden sürükleniyoruz. Beynimiz sürekli “yeni” bir uyaran aradığı için hiçbir ana tam olarak yerleşemiyor. Sonuç: Akşam olduğunda çok şey yapmış ama hiçbir şey yaşamamış olma hissi.
“Sıkılma” Lüksünü Ne Zaman Kaybettik?
Zaman algısını genişleten şey, aslında o aralardaki boşluklardır. Durakta otobüs beklerken gökyüzüne bakmak, kuyrukta beklerken hayal kurmak zihni dinlendirir ve zamanı genişletirdi. Şimdi o boşlukları telefon ekranıyla yamıyoruz. Zihnimiz dinlenme fırsatı bulamadığı için zamanı bloklar halinde değil, kesik kesik algılıyor. Bu “kesiklik” ise hafızamızda yer tutmadığından, geriye dönüp baktığımızda koca bir günün uçup gittiğini sanıyoruz.
Zamanı Harcamıyoruz, Zaman Bizi Tüketiyor
Modern dünya bize “sürekli güncel kalma” zorunluluğunu dayatıyor. Bir içeriği kaçırmama, bir haberi atlamama telaşı bizi anın dışına itiyor. Yaşamadığımız, sadece “tanıklık ettiğimiz” anlar belleğimizde iz bırakmıyor. İz bırakmayan bir hayat ise, yaşanmamış bir hayattır. Bu yüzden 24 saat bize yetmiyor; çünkü biz o saatin içinde değil, ekranın ötesindeki sanal bir koşturmacanın içindeyiz.
Saatleri Ayarlama Vakti
Belki de mesele saati geri almak veya daha hızlı koşmak değildir. Belki de çözüm; ekranı kapatıp o eski, yavaş ve “sıkıcı” dakikaların huzuruna geri dönmekte gizlidir. Çünkü hayat, biz ekranı kaydırırken arka planda akıp giden o bulanık görüntülerde değil, durup nefes aldığımız o kısa boşluklardadır.Zamanınızın çalınmasına izin vermeyin; çünkü geri getirilemeyen tek sermayemiz o.

YORUMLAR