Nostalji Zehirlenmesi: Eskiden Her Şey Daha mı Güzeldi?
Sosyal medyada bir 90’lar şarkısına denk geldiğimizde ya da eski bir mahalle fotoğrafı gördüğümüzde içimizi kaplayan o tarifsiz huzur… Sanki o fotoğrafların içinde, şimdilerde kaybettiğimiz bir “ruh” saklıymış gibi hissediyoruz. Sokakta oynanan oyunlar, pazar banyoları, akşam ezanıyla eve girilen o kaygısız zamanlar… Peki, gerçekten dünya o zamanlar daha mı renkliydi, yoksa biz mi siyah-beyaz bir filmin içinde hapsolduk?
Sorumsuzluğun Hafifliği
Çocukluğun Cenneti Aslında özlediğimiz şey çoğu zaman o dönemin eşyaları veya şarkıları değil; omuzlarımıza henüz hiçbir sorumluluğun binmediği, faturaların, kariyer planlarının ve dünyanın karmaşasının bize uğramadığı o “korunaklı” halimizdir. Geçmişin o kadar parlak görünmesinin sebebi, o günlerde sadece “çocuk” olmamızdı. Yani dünya aynı dünyaydı, ama biz dünyadan bihaberdik. Bugün ise bilginin ve sorumluluğun ağırlığı altında ezilirken, geçmişi bir ağrı kesici gibi kullanıyoruz.Gelecek Korkusundan Kaçış Rampası Nostalji, modern insanın en güvenli sığınağı haline geldi. Çünkü gelecek artık heyecan verici bir vaat değil, belirsizliklerle dolu bir tehdit gibi görünüyor. Yarının ne getireceğini bilemediğimizde, sonucunu bildiğimiz ve güvende hissettiğimiz tek yere; yani “dün”e sığınıyoruz. Ancak bu bir yerden sonra “zehirlenmeye” dönüşüyor. Sürekli arkasına bakarak yürüyen bir yolcu gibi, önümüzdeki yolu ve bugünün fırsatlarını görmeyi reddediyoruz.
Geçmişi Sevmek mi, Geçmişte Yaşamak mı?
Eskiyi sevmek bir vefadır, ancak geçmişe bağımlı kalmak bir hastalıktır. Şimdiki zamanı “eskisi gibi değil” diye sürekli eleştirmek, aslında elimizdeki tek gerçek olan “an”ı öldürmektir. Belki de 20 yıl sonra, bugünkü teknolojik karmaşayı veya şu anki sosyal bağlarımızı “ne güzel günlerdi” diye anacağız. Yani bugün, yarının nostaljisi olarak çoktan yerini almaya başladı bile.
Dikiz Aynasını Ayarlamak
Hayatın tadını kaçıran şey geçmişin güzelliği değil, bugünü geçmişle kıyaslama takıntımızdır. Anılar, hayat yolculuğunda bir dikiz aynasıdır; nerede olduğunuzu ve nereden geldiğinizi hatırlatır. Ama gözünüzü dikiz aynasından ayırmazsanız, ön camdan akıp giden hayatı kaçırır ve kaza yaparsınız. Belki de artık tozlu albümleri yavaşça kapatıp, bugünün henüz yazılmamış hikayesine, tüm zorluklarına rağmen dahil olmanın vaktidir.Çünkü hayat, sadece “şimdi” yaşandığında gerçektir.

YORUMLAR