Türkiye, tarihinin en hassas ve bir o kadar da umut dolu dönemlerinden birinden geçiyor. Adına “Barış Süreci” dediğimiz, annelerin ağlamadığı, silahların sustuğu ve diyalog zeminine şans verildiği bu kıymetli süreç, ne yazık ki sadece masada değil, sokakta ve tribünde de sınav veriyor.
Geçtiğimiz günlerde Bursa’da oynanan Bursaspor maçında yükselen o koro; sadece bir siyasetçiye, Leyla Zana’ya yönelik küfürlü tezahürat değildi. O sesler, aslında toplumsal barışın inşa edilmeye çalışılan tuğlalarına fırlatılan birer taştı.
Sporun Ruhu ve Ortak Gelecek
Bursa, sanayisiyle, kültürüyle ve misafirperverliğiyle Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biridir. Bursaspor ise köklü geçmişiyle bu kentin en büyük markasıdır. Ancak yeşil sahaların heyecanı, nefret söyleminin gölgesinde kalmamalıdır. Bir siyasetçinin görüşlerine katılmayabilirsiniz, eleştirebilirsiniz; ancak küfür ve hakaret, demokratik bir hak değil, toplumsal bir yaradır.
Leyla Zana, bugün barışın tesisi için elini taşın altına koyan aktörlerden biridir. Barış süreci gibi kırılgan bir dönemde, bir kadın siyasetçiye tribün dolusu insanın hep bir ağızdan küfretmesi, sadece o kişiye değil, bu ülkede bir arada yaşama iradesine sahip olan herkese yapılmış bir saygısızlıktır.
Provokasyonlara Dikkat
Unutmamalıyız ki; barış sadece siyasetçilerin imzasıyla gelmez. Barış, tribünde yan yana oturan, fabrikada beraber ter döken, aynı kahvehanede çay içen insanların kalbinde başlar. Stadyumlar deşarj olma yerleri değil, ortak sevincin paylaşıldığı alanlar olmalıdır. Bursa gibi bir medeniyet şehrinin adının, bu tür “nefret korolarıyla” anılması en çok Bursa’ya ve Bursaspor’a zarar vermektedir.
Sonuç Olarak
Bizler, Vama Haber ailesi olarak her zaman adaletin, hukukun ve barışın yanında olduk. Buradan tüm spor camiasına ve taraftar gruplarına sesleniyoruz:
Dilimizi nefretten arındıralım. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; stadyumlardan yükselen küfürler değil, kardeşlik türküleridir. Barışın dili yumuşaktır, birleştiricidir. Bursa’da yaşanan bu talihsiz olayı kınıyor, sağduyulu Bursaspor taraftarının bu lekeden kendini arındıracağına inanıyoruz.
Gelecek nesillere nefretle yoğrulmuş bir tribün kültürü değil, birbirine saygı duyan bir Türkiye bırakmak hepimizin ortak borcudur.
