1979 İslam devrimi, İran’da özellikle kadınların yaşamında köklü değişikliklere yol açan bir şeriat sistemi. En çokta kadınların nasıl giyindikleri, saçlarının görünüp görünmediği, eğitimleri vb. Hep gözetlendi.
Hayatım boyunca İran halkına ayrı bir merakım ve sevgim olmuştur. Alınan özgürlükleri, yaşam hakları, çektikleri acılar, yoğun duyguları… Yaşamlarını filmlerine ve müziklerine öyle güzel yansıtmışlardır ki. Hayranlık uyandırır sanatları.
İran’ın kökenine gelince
İranlılar Arap değildir. Türkler gibi bulundukları coğrafyadan etkilenmişlerdir. Ve kökleri başkadır. Kendilerine özgü bir kültürleri vardır. Orta Doğu insanlarından farklı olarak İranlıların %90’ı Kafkasya kökenlidir. Ne acayip değil mi? Ve bunlarla birlikte İran hükümeti otoriter bir yapıya sahip ve insan hakları sivil özgürlükleri ihlali ciddi bir seviyededir.
İran’ın eski yaşantılarına (1979 öncesi) baktığımızda ne kadar ileri seviyede bir medeniyet görüyoruz. Şuan zorla dayatılan sistemleri ile kıyaslanamaz derecede. Bütün değerleri zorbalıkla kaybettirilen bir millet.
İran’daki ayaklanma!
İran’da 28 aralık 2025’de tahran kapalı Çarşı’da esnafın kepenk indirmesi ile eylemler başlamış 26 eyalete yayılarak son yılların en geniş kapsamlı protestosuna dönüşmüştür. Protestolarda hayatını kaybeden insanların sayısı yükselmekte ve binlerce kişi göz altına alınmaktadır. İran’daki ekonomik kriz ve yıllardır süren siyasi çıkmaz bu günlere zemin hazırlamıştır. İran’da ulusal para biriminin değer kaybının tetiklediği protestolar devam etmektedir.
Bugün bu halk, haklı sebepler ile baş kaldırmıştır, onlardan alınanların geri verilmesi istenmektedir. Geç bile kalınmıştır. İran devletinin başındaki zalim yönetim er ya da geç bu halkın hakkını verecektir.
Bilimi, sanatı, yaşamı, hayatı unutturan bu şeriat sistemi bir halkın sesini susturmuş ve yaşamlarını çalmıştır.
“Kahrolsun insanı küçülten, sindiren her şey” Bu bir ruhun ayaklanmasıdır.
