Mükemmel Olmak Zorunda Değiliz: Kusurların Tadını Çıkarma Vakti
Bugünlerde hepimizin üzerinde görünmez bir baskı var: En iyi anne/baba olmak, en başarılı çalışan olmak, en fit vücuda sahip olmak ve tüm bunları yaparken sanki hiç yorulmuyormuşuz gibi gülümsemek… Sabah uyandığımızda aynaya bakmadan önce telefonun filtresine sığınıyoruz. Oysa gerçek hayat, o pürüzsüz ekranların çok ötesinde, biraz dağınık ve bir o kadar da insani.
“Mükemmellik” Bizi Neden Bu Kadar Yordu?
Etrafımıza bir baksanıza; her ev sanki bir dekorasyon dergisinden fırlamış, her yemek bir sanat eseri, her tatil bir rüya gibi servis ediliyor. Bu “kusursuzluk yarışı” içinde nefes nefese kaldık. Kendimizi sürekli başkalarının vitriniyle kıyaslarken, kendi mutfağımızdaki o samimi dağınıklıktan utanır hale geldik. Oysa bizi biz yapan, o ufak tefek sakarlıklarımız, her zaman parlamayan saçlarımız ve bazen hiçbir şey yapasımızın gelmediği o miskin pazar sabahlarıdır.
Kusur, Hayatın Tuzu Biberidir
Hiç düşündünüz mü? En çok hangi anılarınıza gülüyorsunuz? Muhtemelen her şeyin tıkır tıkır işlediği anlara değil; pastanın fırında kabarmadığı, yağmura yakalanıp sırılsıklam olduğunuz ya da bir topluluk önünde dilinizin sürçtüğü o “kusurlu” anlara… Çünkü hayatın gerçek sıcaklığı, o planlanmamış çatlakların arasından sızar. Mükemmellik soğuktur ama bir parça kusur, içinde bir yaşanmışlık barındırır.
Kendimize Bir “Mola” Verelim
Artık biraz yavaşlamaya ve kendimize şefkat göstermeye ihtiyacımız var. Yanmış bir kurabiye, sizin o mutfakta sevdikleriniz için bir şeyler denediğinizin kanıtıdır. Dağınık bir salon, o evde kahkahaların atıldığının ve bir hayatın sürdüğünün belgesidir. Başarısız bir deneme ise, hala hayallerinizin peşinden koşacak cesarete sahip olduğunuzun göstergesidir.
Bırakın Biraz Dağınık Kalsın
Hayat, her karesi simetrik olması gereken bir tablo değil; aksine her fırça darbesiyle daha da güzelleşen, bazen boyaların birbirine karıştığı canlı bir süreçtir. Mükemmel bir robot gibi yaşamak yerine, kusurlarıyla barışık, samimi bir insan olmanın hafifliğini keşfedelim.Bugün kendinize bir iyilik yapın: En sevdiğiniz ama kenarı biraz çatlamış o kupadan kahvenizi için. O çatlağa her baktığınızda hatırlayın; hiçbir şey mükemmel değildir ama her şey, olduğu haliyle yeterince güzeldir.
