Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DÜNYA’NIN KANAYAN YARASI GAZZE

Sena Nur USLU Filistin’de yaşanan zulüm ve işkenceye karşı çıkmanın sebepleri

Sena Nur USLU Filistin'de yaşanan zulüm ve işkenceye karşı çıkmanın

Filistin, Ortadoğu’nun kalbinde açan ama açtıktan sonra solan bir çiçek gibi. Ortadoğu’nun kalbinde açan bu çiçekleri soldurdular. Acımasızca onları yok etmek istediler. Ne için peki? Onlara vadedilen  toprakları ele geçirmek için. Bunca acı, bunca ölüm bir toprak parçası için. İnsanlar orada barış içinde mutlulukla yaşayabilecekken duygularını terk ederek adeta bir robot gibi yaşayan bu caniler barışa ve mutluluğa izin vermiyorlar. Çocukları katlediyorlar, hastaneleri bombalıyorlar, evleri yıkıyorlar. Terörist diye yaftaladıkları bebekleri öldürüyorlar.

 

Filistin, çoğumuzun kalbinde yara. Hangimiz kafası kopuk bir çocuk görmeye dayanırız? Hangimiz annemizin, babamızın gözlerimizin önünde öldürülmesine dayanabiliriz? Hangimiz sığındığımız hastanenin bombalanmasını normal karşılayabiliriz? Bu kadar haksızlık karşısında hiçbir şey yapmamak insanlığa sığar mı? İşte bizi bu sessizlik öldürecek. Hiçbir suçu olmayan bebeklerin ahı tüm dünyayı yakacak.

 

Bunca acıya göz yummamalıyız. İsrail’e maddi-manevi destek olmamalıyız. Onların karşısında dimdik durmalıyız.

 

Haritadan baktığımızda küçücük görünen o bölge her gün kana bulanıyor. O kanda boğuluyorlar. Ya kendileri ölüyor ya da sevdikleri… Evleri yıkılıyor, açlıkla, susuzlukla sınanıyorlar. Bir umut bekledikleri yardım gemilerine el koyuyorlar. Yani resmen insanlık dışı bir muamele görüyorlar. Üstelik bu normal karşılanıyor. Yaşadığımız bu düzen de onlara hizmet ediyor. Bu düzen değişmek zorunda.

 

Filistin’de yaşanan zulüm sadece o bölgeyi değil, tüm dünyanın adaletin varlığına olan inancını da yok ediyor.

Dünyanın güçlü devletleri “barış” kelimesini sürekli kullanırken , aynı devletler bu zulme sessiz kalarak tarihe seyirci olarak geçiyor. Çifte standart, uluslararası ilişkilerin yeni kuralı olmuş durumda. Filistin bu denli yalnız bırakılmışken, sessiz kalıp bu zulme ortak olmak hiç kimseye yakışmaz. İsrail durdurulmadığı müddetçe dünyaya huzur ve barış gelmeyecektir.

“Güvenlik” bahanesiyle normalleştirilen  saldırılar, aslında bir halkı yok etme  çabasından başka bir şey değil.

 

Filistinlilerin yaşadıkları bizim vicdanımıza işledi. Onların uğradıkları zulüm, bizim kalbimizde yaraya dönüştü. Bu acı ne zamana kadar sürecek? Bu acımasız insanlar daha ne kadar var olmaya devam edecek? Peki ya bizler onların önünde daha ne kadar eğileceğiz? Eğildik eğileceğimiz kadar. Şimdi vakit İsrail’e karşı dik durma vaktidir. Vazgeçmeyeceğiz! Sonuna kadar direneceğiz! Nehirden denize özgür Filistin olana kadar mücadele edeceğiz!

 

Biz bir sınav veriyoruz. İnsanlık sınavı. Kimi bu sınavı yüksek puanla geçerken kimi geçemiyor. Kendinden başkasını düşünmeyenler bu sınavdan kalıyorlar. İnatla İsrail’e direnenler bu sınavı geçiyorlar.

 

Gün gelecek tüm bu kötülükler geride kalacak. İşte o vakit çocuklarımıza hesap vereceğiz. Sessiz kaldığımızı, boykot yapmadığımızı nasıl açıklayacağız? Onların küçük yüreklerinde kötü izler bırakacağız. Çocuklarımız için, vicdanımız için elimizden geleni yapmalıyız.

 

Filistin meselesi sadece toprak meselesi değildir. Özgürlük meselesi, adalet ve insanlık meselesidir. Filistinliler bu insanlık dışı muameleye tüm dünyanın gözleri önünde maruz kalıyor ve kimse bir şey yapmıyor. İşte bu insanlığın yok olduğunun en büyük göstergesidir.

 

Vatan dediğin sadece bir avuç toprak parçası değildir. Vatan, insanın sığındığı bir yuvadır. Vatan, anne yüreği, baba ocağıdır. İşte bunun bilincinde olan Filistinliler, yuvam dedikleri vatanları uğruna ölüyor ve sevdiklerinin ölümüne şahit oluyorlar. Filistinliler, baba ocağı olarak gördükleri vatanları uğruna aç kalıyor, susuz kalıyorlar yine de orayı terk etmiyorlar.

 

Bir halk düşünün ki kendi vatanında mülteci konumuna düşürülmüş. Bir halk düşünün ki acıların içinde yoğrulmuş, bir halk düşünün ki çocukları hiç çocuk olmamış. Bu halkın tek suçu vatanını savunmak mı?

 

Duygularını tamamen kaybeden İsrail’liler evleri, şehirleri yok ediyorlar ama yok edemedikleri bir şey var. O da Filistin’lilerin direnişi. Zalimler ne yaparlarsa yapsınlar bu direnişi yıkamadılar. Yaktılar, yıktılar ama bu insanların umutlarını kıramadılar. Onlar her gün yeniden umutla yaşama tutundular.

Direniş, görünüşte basit bir kelimeden ibaret fakat gerçekte çok daha fazlası. Bir ülkenin kurtuluşu, bir insanın yaşamı, adaletin ta kendisi. Direniş yaşamaktır. Direniş huzur bulmaktır.

Direniş oldukça umut da olmaya devam edecektir. Baskıcı her gücün bir sonu olduğu gibi İsrailin de bir sonu olacak. O gün geldiğinde kim kazanmış kim kaybetmiş hep birlikte göreceğiz. Barışın, mutluluğun ve adaletin galip geldiğini görmek istiyoruz.

 

Filistinliler umut etmekten hiç vazgeçmediler. Günün birinde zafere kavuşacaklarına hep inandılar ve bu uğurda öldüler. Onlara saygı duymak ve yardım etmek zorundayız. Direnişlerini desteklemeli ve onlara daima inanmak zorundayız. Günün birinde iyilik kazanacak.