Emanet Hayatlar: Kendi Hayatınızın Başrolü mü, Başkasının Dublörü müsünüz?
Modern insanın en büyük trajedisi, hayatını bir “başkası” gibi yaşamasıdır. Sabah çalan o meşhur alarmla uyandığımızda aslında kimin hayali için yataktan kalkıyoruz? O bindiğimiz araba, oturduğumuz semt, hatta seçtiğimiz meslek gerçekten bizim arzumuz mu, yoksa çevremizden aldığımız “onay” vizeleriyle kurulmuş bir kurgu mu?
Sahne Bizim, Senaryo Başkasının
Çocukluktan itibaren bir “emanet hayat” teslim ediliyor elimize. Ailemizin “doktor olsun” hayali, komşunun “bak ne güzel evlendi” övgüsü, sosyal medyanın “sürekli mutlu olmalısın” baskısı… Derken bir bakıyoruz ki; alkışlanan biziz ama sahnede giydiğimiz kostüm bize üç beden dar geliyor. Başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışırken, kendi ruhumuzu o beklentilerin altında eziyoruz.
40 Yaş Durağı: Büyük Yüzleşme
Kırklı yaşlar, bu filmin koptuğu yerdir. İnsan o yaşa kadar biriktirdiği kariyerin, unvanın ve mal mülkün ortasında aniden durur ve aynaya bakar. “Ben aslında ne istiyordum?” sorusu, o güne kadar bastırılmış tüm duyguları bir tsunami gibi su yüzüne çıkarır.
Gençken dünyayı gezmek isterken, şimdi sadece taksit ödeyen bir “başarı makinesine” dönüştüğünü fark etmek, insanın kendine borçlandığı en ağır andır. Bu, sadece bir yaş krizi değil; emanet alınan hayatın, sahibine (yani size) iade edilme sancısıdır.
Başkası Ne Der? (En Büyük Hapishanemiz)
Dünyanın en kalabalık hapishanesi, duvarları “başkası ne der” düşüncesiyle örülmüş olanlardır. “Elalem ne der?” diyerek vazgeçtiğimiz hobiler, “ayıp olur” diyerek sustuğumuz gerçekler, “herkes böyle yapıyor” diyerek girdiğimiz yollar… Oysa o “elalem” dediğimiz kitle, biz kendi içimizde fırtınalar yaşarken çoktan kendi emanet hayatlarına dönmüş oluyorlar.
Dublör Olmayı Bırakın
Hayat, bir prova değil. İkinci bir şansımız, “baştan alalım” diyebileceğimiz bir yönetmenimiz yok. Kendi hayatınızda dublör kullanmayı bırakın. Acısıyla, hatasıyla, başarısızlığıyla ama en önemlisi kendi tercihlerinizle bir hayat kurmak, başkasının mükemmel senaryosunu oynamaktan çok daha kıymetlidir.
