6 Şubat
O sabah, saatten önce uyandı ülke.
Duvarlar değil sadece; kelimeler, planlar, yarınlar çöktü.
Uykunun en savunmasız yerinde yakalandık hayata.
6 Şubat, takvimde bir gün olmaktan çıktı.
Bir ses oldu—enkazın altından gelen,
bir boşluk oldu—bir daha dolmayan,
bir ağırlık oldu—taşınsa da geçmeyen.
İsimler kaldı geriye.
Yarım cümleler, yarım evler, yarım hayatlar.
Bir fincan masada kaldı,
bir ayakkabı kapının önünde,
bir çocuk odası hiç büyümedi.
Ama o gün sadece kaybetmedik.
Birbirimize dokunmayı yeniden öğrendik.
Yabancı bir elde battaniye,
tanımadığımız bir seste “yalnız değilsin” bulduk.
Acı hâlâ orada.
Üzeri örtülmedi, örtülmemeli.
Çünkü unutmamak,
bir borç değil sadece—bir insanlık meselesi.
6 Şubat’ı hatırlamak;
gidenleri saygıyla anmak,
kalanları sorumlulukla korumaktır.
Ve biz,
unutmadık.
Unutmayacağız.
